Bölünmüş Bir Sınıf

“A Class Divided” benim ayrımcılık, ön yargılar ve ötekileştirme konularına daha eleştirel yaklaşmamı sağlayan çok önemli bir belgesel. İlk önce belgeseldeki olayı anlatmalıyım ki ne demek istediğim kolayca anlaşılsın.
Olay bir ilkokulda geçiyor. Bir sabah öğretmen gelip öğrencilerin ırklarla ilgili düşüncelerini alıyor ve görüyor ki öğrenciler beyaz insanların ayrıcalıklı olup siyahilerin ise kirli göründüğünü ve beyazlar kadar iyi olamayacakalarını ifade ediyor. İşte bu olaydan sonra anlamlı oyun başlıyor. Bu ifadelerden sonra öğretmen diyor ki: “Mavi gözlü insanlar diğer insanlardan daha zekidir. Bu yüzden artık bu sınıfta mavi gözlü öğrenciler ayrıcalıklı olacak ve kahverengi gözlüler mavi gözlü öğrenciler ile oynarsa cezalandırılacaklar.” ve sınıftaki bütün kurallar bu açıklamaya göre düzenlenir. Mavi gözlüler kendilerini üstün, zeki, yetenekli görüp kahverengi gözlü öğrencilerin gerçekten de kendilerinden iyi olmadıklarını hatta düşük olduklarını düşünmeye başlar. Kahverengi gözlüler ise kendilerini aşağılanmış, hakkı yenmiş ve çaresiz hisseder. Bundan sonraki gün öğretmen özür dileyerek aslında kahverengi gözlü insanların mavi gözlülerden üstün olduğunu açıklar. Dolayısıyla sınıftaki bütün kurallar tersine dönmüştür. Doğal olarak, öğrencilerin duyguları da değişmiştir: Kendini üstün görüp iyi hisseden taraf kahverengi gözlü öğrenciler olmuşken mavi gözlü öğrenciler çaresiz bir şekilde kurallara uymuştur. En sonunda öğretmen bu oyunu bitirmiş ve öğrencilerin düşüncelerini sormuştur.Çocuklar arkada plana atıldıkları ve düşük görüldükleri zaman haklarının yendiğini ve aslında sanıldıklarından daha yetenekli ve zeki oldukları halde sınıftaki kurallar yüzünden çaresiz hissettiklerini ifade etmişlerdi.
Görüldüğü gibi insanlar eğer üstün taraf kendileri ise bir düşünce sistemi yanlış olsa bile buna inanma ihtiyacı hissediyor çünkü buna inanayrimcilik_160708_1707mak kendilerini güçlü hissettiriyor. Hiçbiri karşı tarafı düşünmüyor, bir süre sonra bu ayrımcılık ve ön yargılar o kadar benimseniyor ki düşük görülen grup bile kendini yetersiz hissediyor. İşin komik tarafı bilim bile beyazların üstünlüğü kanıtlamak için biyolojik testler yapıyor.Günümüzde artık sadece ırklara göre değil etnik yapılara, ekonomik güce, eğitim düzeyine ve hatta inanışlarına göre insanlar sınıflandırılıyor. Belki de bazılarının hoşuna gidiyor bu durum çünkü bütün bu sınıflar insanların bir düşüncede birleşmesini engelliyor bu da insanlığı yönetmeyi kolaylaştırıyor. 
Ve şimdi insanların oturup gerçekten düşünmesi gerek: Acaba kendilerini birilerinden üstün veya düşük düşünmek onların şahsi düşüncesi mi yoksa onlara aşılanmış bir yalan mı ? Bunu düşünürken bu sınıflandırmalar ve ayrımcılıklar yüzünden meydana gelen savaşlar, eziyetler ve acılar da göz önüne alınmalıdır. Kimse kimseden üstün değildir, farklılıklarımız bir üstünlük sağlamaktan çok dünyamızı renklendirmek için vardır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s